



“Gurbet neresidir (?)” diye sorsalar size tarifiniz ne olurdu? Kendi cevabınızı verin ama bana göre gurbet “kalbin dünya ile yabancılaşmasıdır.” Ya da duygu yüklü bir cevap isterseniz, mekânsal bir durum ortaya çıkar ki o zaman da “yârin olmadığı her yerdir” derim.
Tabi ki konumuz iki kişi arasındaki duygusal bağın bileşenleri değil. Toplumsal bir sonuç lazım bize. Böyle bir giriş yapmamın sebebi de insan denilen bilinemezlik deryasının içine dalarak kendimizi ve yaşamımızdaki seçimlerimizin bizi nereye götürdüğünü anlamaya çalışmaktır.
İnsanı diğer varlıklardan ayıran ve canlılığın içerisinde alet üreterek farklılık ortaya koymasına sebep olan şey aklıdır. Ve bu aklın belirli bir iradeyle vücut bulması, hareket etmesi ve ben varım demesidir. Bu iddia karşısında hemen itiraz edenler olacaktır. Diğer canlılarda irade yok mu? diye soracaklardır. Haklısınız, hayvanlarda da akıl, irade ve bilinç vardır. Ama sanıyorum ki diğer canlılarda eksik olan bütün bu varlığın özgür olmaması halidir. Örneğin birçok hayvanda bilinç başlangıç seviyesiyle sınırlıdır.
Hayvanlarda ki tüm gelişmeler bilinçaltında seyreder ve özgür olduğunu hiçbir zaman keşfedemez. Lakin bilinç, özgür iradedir. İşte bu nedenle hep denir ki insan özgür iradesiyle vardır. Özgür iradesi olmayana da hayvan deriz. Kaldı ki hayvan sözcüğü Arapça olup canlı anlamına gelir.
Ceza hukukunda fiilin kasti olup olmadığına göre cezanın boyutu değişir. Hatta cennet ve cehennem özgür irademiz nedeniyle vardır. Özgür iradesiz bir imtihanın da bir anlamı olmazdı sanırım.
Peki, özgür iradeli seçimlerimizde içine doğduğumuz toplumun, zamanın ve mekânın hiç mi etkisi yok? İnançlarımız, dilimiz, tenimiz, rengimiz, boyumuz, kaşımız, annemiz, babamız, kabilemiz, ülkümüz içine fırladığımız toplumun hazır paket programı değil mi? Biz hangisini ve ne kadarını seçiyoruz! Biz neye, ne kadar ve hangi ölçüde karar verebiliyoruz?
İklimin insan yaşamında ve evriminde ne kadar etkin olduğu, bugün dünya üzerinde yaşayan farklı coğrafyalardaki insanların şeklinden belli olmuyor mu? Acaba 2500 yıl önce bu topraklarda yaşamış bir düşünür olan Sokrates “sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez” derken ne demek istiyordu?
Ben insan eylemlerinin, düşünce ve sezgilerinin içinde bulunduğu şartlar dahilinde belirlendiğini düşünüyorum. Bu nedenle de iradi özgürlüğün ve seçimlerimizin çok da bize özgün olduğunu sanmıyorum. İrademiz özgürse içinde yaşadığımız toplumsal şartlara bağımlılığımızın sebebi nedir? Sevmediğimiz, istemediğimiz halde birçok şeyi yapmak zorunda kalmıyor muyuz? Yani yaptığımız birçok eylemin sebebi kendi dışımızdaki nedenlerin sonucu ve içinde bulunduğumuz şartların zorlamasıyla belirlenmiyor mu?
Sanıyorum ki insan davranışları ve eylemleri bir takım değişmez ilke ve yasalara bağlıdır. Aynı zamanda zorunludur. Öyleyse insan özgürlüğünden, insanın özgür iradesinden ve özgür seçiminden de söz edemeyiz.
Özgür irade, seçimler falan derken seçemediklerimizi ve söyleyemediklerimizi ne olacak? Freud diyor ki; “İtiraf edilmemiş hiçbir his asla ölmez”. Bilinçaltı dediğimiz çöplük tamamen ertelenmiş, bastırılmış hislerle doludur. Hepsi orada öylece nefes alır ve bekler. En alakasız zamanı, rüyaları ve mutlu anları mesela. Söylemeli bekletmeden her şeyi, şu an…
Şu an söyleyelim, rüya görelim, yapalım ama insan bazen ne ileri nede geri gidebilir. Yokluğunu yaşamak istemez ama kazanmak için harekete geçmez. Teslim olmak istemez ama kopmayı da beceremez. Ne gözünü alır ne de göze alabilir. Sonra pişman olur, seçtiklerinden ve seçmediklerinden. Öyleyse?
Pişmanlıklar denizinde boğulmamak için özgür irade çıkmazından kurtulun. Hayatı ve hayatınızı sorgulayın. Yanlış ve doğruların tarifini yapın. Duygu ve düşüncelerinizi toplumun düzenini bozmadan gerçekleştirin. Bu nasıl olacaksa!
Dolabımda iki yıldır duran un, yağ ve şekeri kullanarak pasta yapmam, pastanın da iki yıllık olduğu anlamına gelmez. Hiçbir şey için geç değildir. Düşüncelerinizi hayata geçirin ve içinde bulunduğunuz hayatı güzelleştirin. Anı yaşayın ve yaşatın. İçinizdeki gurbetten kurtulun. Bir şeye dikkat etmeniz gerekiyor sadece. Parçası olduğunuz doğaya, beraber var olduğumuz canlara zarar vermeyin. Gerisi boş lakırdı…
Kendi gerçekliğinizi deneyimlediğiniz bir yaşam dileğiyle…
*
HÜSEYİN KANZA





DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN