DOLAR46,4999% 0
EURO53,0233% 0.01
STERLIN61,5111% 0
FRANG57,4640% 0.02
ALTIN6.132,97% -0,16
BITCOIN62.606,00-2.154
reklam

MİLLİ HÜSRAN…!

Yayınlanma Tarihi : Google News
MİLLİ HÜSRAN…!
reklam

Okumak, bir eğitim kurumundan mezun olup, diploma almak değildir. Varlığı tanımak, varlığının bilincinde olmak, çağı yakalamak ve çağın insanı olabilmek amacıyla gerekli olan hasletleri geliştirmek için yapılan, her türlü faaliyetin sembol adıdır. Okumak, kişinin mensubu olduğu milleti tanıması, geçmişi ve geleceği ihtiva eden ortak tarihiyle kültürünü, değerlerini içselleştirmesidir.

Bu tanım etrafında birey için diyebilir miyiz ki okumak: Ait olduğu toplumda birliğin ve ortak geleceğin bir parçası olduğunun farkına varmaktır…Bu tanımda anlaştıysak okumak, birleştirici bir güç olup; milli kimliği ve dayanışmayı canlı tutan manevi ve ahlaki ortak paydadır diyebiliriz.

Peki, milli bilinç veya milli şuur; okumayan toplumlarda gelişir mi? Aslında yukarıdaki tanımlamalar bu sorunun cevabını da içinde barındırıyor. Ama daha anlaşılır olması açısından biraz daha açalım isterseniz.

Dünyadaki bütün insanlar bir toplumun içine doğar. O toplumun maddi ve manevi ikliminde hayat bulur. Dilini, dinini, kültürünü bu atmosferde inşa eder. Bütün canlılar gibi temel ihtiyaçları vardır ve bu ihtiyaçlar aşağı yukarı biz insanlar için aynıdır. Yer, içer, uyur ve nefes alır.

Ancak her toplumun sahip olacağı milli bilinç kendi iç dinamiklerinde saklıdır. Bazı toplumlar yeni üyelerine bunu eğitimle çok başarılı bir şekilde aktarmayı başarırken milli kimliği çoğaltmış, genele yaymış ve temellendirmiş olur. Bazı toplumlar ise bunu başaramaz ve şuur kaybına uğrar. Ülkesinin milli duygularına yabancı, milli kimliği, menşei belli olmayan bir nesil ortaya çıkar. 

Yaşamın sıradanlığından farklı olarak milli kimlik; “ben” olmaktan ziyade “biz” olmakla kazanılır. Bu bilinç bağnaz bir milliyetçilik, ırkçılık ya da kıskançlık temelli, vandallığa dayalı bir varoluşçuluk değildir. Doğayı tanımak, yaşamı anlamak ve arz kabuğu üzerinde binlerce yıldır homo sapiens olma farkındalığına erişmiş bilincin, evrensel versiyonunu içselleştirmektir.

Lafı fazla uzatmadan sözü en büyük ortak paydamıza, Türk milletine son günlerde hayal kırıklığı yaşatan milli futbol takımımıza getirmek istiyorum. UEFA üyesi olan ve 2002 de FIFA Dünya Kupası’nda üçüncülük ile 2008 Avrupa Şampiyonası’nda yarı final gibi tarihi başarılara imza atmış bir organizasyonun çatısı altında bir araya gelmiş milli ekipten bahsetmek istiyorum.

Maalesef 2002 zaferi Türk spor tarihinin en büyük uluslararası başarısı olarak kayıtlardaki yerini korumaya devam ediyor. Maalesef diyorum çünkü aradan geçen yıllara rağmen bu başarının yanına bile yaklaşamadık!

Güney Kore ve Japonya’ nın ortaklaşa düzenlediği 2002 turnuvasında, Teknik Direktörümüz Şenol Güneş’ti. Kalecimiz Rüştü Reçber iken savunmada Bülent Korkmaz, Alpay Özalan, Emre Aşık, Fatih Akyel, Ümit Özat, Hakan Ünsal gibi isimler vardı.  Orta sahada Tugay Kerimoğlu, Yıldıray Baştürk, Okan Buruk, Ümit Davala, Emre Belözoğlu, Ergün Penbe, Abdullah Ercan, Tayfur Havutçu, Mustafa İzzet bulunuyordu. Hücumda Hasan Şaş, İlhan Mansız, Arif Erdem, Nihat Kahveci ve ismini buraya yazmak istemediğim bir oyuncu vardı.

Günümüz A Milli Takımının teknik direktörü İtalyan Vincenzo Montella’ dır. Ve milli takım oyuncularının şahıslarına saygı duyduğumu belirterek isimlerini yazmıyorum. Bu isimleri şu anda ve bu atmosferde yazmak içimden geçmiyor. Çünkü, enerjim yok…!

Milli bilincin eksik olduğu toplumlarda, futbol gibi takım oyunu organizasyonlarının vitrininde ruh yerine fiziksel ritüeller vardır. Bu fiziksel ritüelleri sergileten istencin de ruhsal bir kökeni olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak bu ruhsallık sağlıklı ve sağlam temelli bir durum olarak tarihin hiçbir yerinde tecrübe edilmemiştir. Örneğin Ehliyet ve Liyakatin yerini taraftarlık, benden olan, biat eden almışsa oradaki ruh sahtedir. Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın “Ben, her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve milletin şerefini düşünürdüm” şeklindeki anlayışının hâkim olmadığı bir ruh hastadır. Ve uluslararası organizasyonlarda ortak paydadan beslenmeyen hiçbir ruh hayatta kalmamıştır.

Bu ritüeller nedir ki diye merak edebilirsiniz. Birkaç örnek vereyim isterseniz. Üyesi olduğu toplumun rol modellerini değil de hayranı olduğu akımı şeklen taklit etme; saç, sakal şekillendirme, el kol hareketleriyle mesaj verme veya hal ve hareketleriyle toplumsal kalıpyargılara öykünme şeklinde kendini gösteren davranış kalıplarıdır. Yanlış anlaşılmasın diye açıklama yapayım ki bu saydığım ritüeller sağlıklı ve bilinçli bir toplumda araç değil, sonuçtur…

Türk Milli Takımı’nın bugünkü başarısızlığının altında birçok neden olabilir. Herkes kendine göre mutlaka birtakım tespitlerde bulunuyordur. Ben acizane fikrimi söylemek için bu yazıyı kaleme aldım. Bunu söylemenin de bir vatansever olarak milli görev olduğunu düşünüyorum.

BENCE;

Milli takımımızın başarısızlığının en büyük nedeni: isimlerini yazmaya kalemimin ve enerjimin yetmediği oyuncularımızın milli bilinçten yoksun, milli kimliksiz çoğunluktan oluşması; bunun ana sebebinin de “OKUMAMA” özelliklerinden kaynaklanmasıdır diye düşünüyorum.

Okuma kültürüne sahip olmayan toplumlardan okuyan futbolcu çıkmaz! Bu arz- talep yasasıdır.

Okumayan insanda milli şuur oluşmaz!

Okumayan toplumlardaki evrensel başarılar kalıcı olamaz!

Ve bu yasa bütün insanlık aleminde tek geçerli ortak paydadır ki; İçinizde neyi besler, çoğaltır ve büyütürseniz yaşam sizi ona hazırlar.

YANİ;

Geldiğimiz, bulunduğumuz yer tesadüf değil, sonuçtur. El birliği ile bu sonucu beraber hazırladık, kurguladık ve hak ettik. Yaptığımız ve yapmadıklarımızla hepimiz sorumluyuz. Ama bu sorumluluğu hiçbir zaman üzerine almayan, kabul etmeyenlerde var. Örneğin, Türk futbolunun başındakiler milli sorumsuzlarımız, ismini yazmadığım oyuncular günah keçilerimiz, teknik direktörümüz ise milli ayıbımız olarak hala yerlerinde duruyorlar.

Biz mi?

Bize de bir yer ve isim siz bulun artık diyor, afetsiz günler dileyerek sevgi ve saygılar sunuyorum…

*

HÜSEYİN KANZA

reklam

YORUM YAP

reklam

DÖVİZ KURLARI

  • DolarDOLAR
    ALIŞSATIŞFARK
    46,447446,4999% 0
  • EuroEURO
    ALIŞSATIŞFARK
    52,858053,0233% 0.01
  • SterlinİNG. STERLİNİ
    ALIŞSATIŞFARK
    61,279561,5111% 0
  • FrangİSV. FRANGI
    ALIŞSATIŞFARK
    57,370857,4640% 0.02
  • Kanada DolarıKAN. DOLARI
    ALIŞSATIŞFARK
    32,677232,7234% -0.04
  • Çeyrek AltınÇEYREK ALTIN
    ALIŞSATIŞFARK
    9.811,2210.027,40% -0,16
  • Gram AltınGRAM ALTIN
    ALIŞSATIŞFARK
    6.132,016.132,97% -0,16
  • BitcoinBITCOIN
    FİYATDEĞİŞİM
    62.606,00-2.154
reklam

DÖVİZ ÇEVİRİCİ

  • Satış
    Alış