DOLAR43,1999% 0.05
EURO50,3868% 0.16
STERLIN58,2259% 0.29
FRANG53,9255% -0.05
ALTIN6.403,36% -0,43
BITCOIN96.270,731.188
reklam

FAYDACILIK DİNİ…

Yayınlanma Tarihi : Google News
FAYDACILIK DİNİ…
reklam

“Adalet” sizin için ne ifade ediyor?

Tabi ki bu soruya herkes kendine göre cevaplar verecektir. Soruyu ben sorup yazıyı da ben yazdığıma göre, cevabı da ben vermeliyim sanırım. Ancak cevap vermeden önce “Adalet” ve “Adaletsizlik” kavramlarının ne olduğunu, benim bu kavramlardan ne anladığımı ve toplumdaki adalet anlayışının ne, nasıl olması gerektiğinin bilinmesi, açıklanması gerektir diye düşünüyorum. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre Adalet:

-Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe.

-Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

-Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları.

-Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk.

Gibi tanımları bulunmaktadır. Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere genel anlamda adalet; ortak hareketle toplumu meydana getiren bireylerin, aralarında yaptıkları sözleşmenin hayata geçmesi halidir. Bu durum için önceden anlaşmak ve kuralların konması gerekmektedir. Dolayısıyla bütün fiillerin konulmuş olan ortak kurallara uygun olması hali, o dönemde, mekân ve zamanda adaleti tesis edilmesidir.

İnsan sosyal bir varlıktır ve yaşarken toplumsal normlara uygun yaşamak durumundadır. Bu normlar alışkanlık-moda-adet-görenek-gelenek-örf ve yasa olarak hiyerarşik bir zeminde sıralanır. Toplumları oluşturan bireyler birbirleriyle ilişkilerini, kurumsal bağlantılarını bu hiyerarşi içerisinde geliştirirler.

Biliyoruz ki hiyerarşi olmadan eşitler arasında güvenlik sağlanamaz. Eşitler arasında düzenin sağlanması eşitlikle değil hiyerarşiyle mümkündür. O yüzden devlette hiyerarşi vardır ve devlet hiyerarşik bir yapılanmadır. Velhasıl devlette adalet olmaz ise hiyerarşi bozulur ve toplumun güvenliği tehlikeye düşer. Devlet varlığını sürdürmek için adaleti sağlamak zorundadır. İşte tam da bu yüzden “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR.”

Adaletsizlik İse bu durumun olmaması halidir. Yani mülkün temelinin mevcut kabul edilmiş kurallara uyulmaması sonucunda tehlikeye girmesi, nefse göre hareket edilmesi, evrensel kurallara aykırılık, doğal duruma uymama olarak gözükmektedir.

Herhangi bir toplumsal zeminde, “ADALET” kavramının tesis edilememesinin etnik, sosyal, psikolojik, maddi ve nefsi birçok sebep vardır. İnsan insanın kurdudur diyen Thomas Hobbes bu doğal durumu aslında çok iyi izah etmiştir. Tabi ki bunun yanında insanın mevcut durumdan paylanması gerekmektedir. Yani, ortak bir kazancın bulunması gerekiyor ki adaletli sistemin devamı için gerekli olan fedakarlıklar yapılabilsin. Sözün kısası, içinde yaşadığı toplumdaki adil ya da aksi bir durumun devamından beslenen kişilerin bir kazancı olmalı ki sisteme entegre davranış kalıplarını devam ettirme inancına sahip olsunlar…

Bu anlamda dünyanın farklı bölgelerinde birçok inanç çeşidi fiilen yaşanmaktadır. Ben bu inançların temelinde ortak bir payda olduğunu düşünüyorum. Bu paydanın da kişisel ve toplumsal fayda çevresinde temellendiğini sanıyorum. Dolayısıyla insanların en büyük inancı bence “FAYDACILIK DİNİ”’ dir diyorum.

Belirttiğim üzere dünya üzerinde binlerce inanç çeşidi insanoğlunca yaşanmış, yaşanıyor ve yaşanacaktır. Ama hepsinin ortak paydası “Faydacılıktır.” Çeşitli coğrafyalarda çeşitli inanç örüntüleri içerisinde yaşayan insan içinde bulunduğu zaman, zamanın getirdiği teknolojik gelişmeler ve mekanlar içerisinde şekillenir. Bir araya gelir toplumları, kültürleri ve nihayetinde medeniyeti oluşturur. Temel gaye hayatta kalmak, güvende olmaktır. Bunun için kurallar koyar. Dini kurallar, yasal kurallar ve kültürel kurallar… Bu çerçevede yaşarken faydası olmayan hiçbir şeyi kültür edinip bir sonraki kuşaklara aktarmaz. Bu insanın doğal halidir. Ben, benden olmayana, bana faydası olmayacak olana neden adil olayım ki?

Fayda nedir? Denildiğinde ilk aklıma gelen ortak çıkar, ırk, soy, siyasi taraftarlık, aile, mahalle, dil, din vb… gibi bir sürü gerekçedir derim.

Devlet çok büyük bir organizasyondur. Her görevlinin pozisyonu ve hiyerarşik yapısı belirlenmiştir. Bu pozisyonlara atanma şart ve şekilleri bellidir. Ama Devlet dediğimiz bu büyük yapının teslim edildiği anlayış, yani devleti yöneten siyasi anlayışın taraftarı değilseniz, taraftar olanla hiçbir hakka eşit olarak sahip olamazsınız. Yani iş sahipleri olarak belirlenen siyasi anlayışın temsilcileri hak etseniz bile yandaşına vereceği bir makama sizi getirmeyecektir. Ehliyet ve liyakatin olmadığı toplumların sonunun da ne olduğu tecrübeyle sabittir. Ancak atı alan Üsküdar’ı geçerken, bal tutan da parmağını yalayacaktır. Hak, hukuk, adalet de değirmende boşa dönen öğütücü taş gibi devinimine devam edecektir. Ta ki sisteme ayak uydurmayanların, sistemin dışında kalanların, parçası olmayanların un ufak olmasına kadar…

İnsan doğa üzerinde yaşayan bir canlı türüdür. Aslında kültürel bir varlıktır. Erdemlidir. Adalet bütün erdemleri içinde barındıran tek şeydir. İnsan erdemini kaybetmek istemiyorsa adaleti her zaman mülkün gerçek temeli olarak almalıdır diye düşünüyorum. Aksi durumları tarih yazıyor ve biz de şu an bir tarihin malzemesi olarak olanlara şahitlik ediyoruz.

Adaletli lakin afetsiz günler dileğiyle…

*

HÜSEYİN KANZA

reklam

YORUM YAP

reklam

DÖVİZ KURLARI

  • DolarDOLAR
    ALIŞSATIŞFARK
    43,186943,1999% 0.05
  • EuroEURO
    ALIŞSATIŞFARK
    50,373850,3868% 0.16
  • SterlinİNG. STERLİNİ
    ALIŞSATIŞFARK
    58,165358,2259% 0.29
  • FrangİSV. FRANGI
    ALIŞSATIŞFARK
    53,895953,9255% -0.05
  • Kanada DolarıKAN. DOLARI
    ALIŞSATIŞFARK
    31,068331,0782% -0.07
  • Çeyrek AltınÇEYREK ALTIN
    ALIŞSATIŞFARK
    10.244,0010.469,50% -0,43
  • Gram AltınGRAM ALTIN
    ALIŞSATIŞFARK
    6.402,506.403,36% -0,43
  • BitcoinBITCOIN
    FİYATDEĞİŞİM
    96.270,731.188
reklam

DÖVİZ ÇEVİRİCİ

  • Satış
    Alış