DOLAR43,9636% -0.03
EURO51,9959% -0.05
STERLIN59,3099% -0.15
FRANG57,1689% 0.78
ALTIN7.435,91% 0,00
BITCOIN65.523,96-1.532
reklam

YEREL İDARELERİN AFETLERE BAKIŞI!

Yayınlanma Tarihi : Google News
YEREL İDARELERİN AFETLERE BAKIŞI!
reklam

 

Değerli okur, afetler siyaset üstü durumlardır. Çünkü ortak paydamızdır ve hepimizi ilgilendiriyor. Yaşadığımız alanların afet riskleri, hepimiz için tehlike oluşturur. 1999 Marmara Depreminde Gölcük merkezli 45 saniye süren sarsıntı hepimizi sallamadı mı? 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş Depremi 11 ilimizi yakından, tüm ülkeyi maddi-manevi etkilemedi mi?

The Washington post yazarı Gene Weingarten’ i hiç duydunuz mu bilmiyorum. Ama bu gazetecinin Pulitzer Ödülü aldığı olayı anlatarak konuyu açmak istiyorum.

 Gazeteci Gene Weingarten beyzbol şapkalı bir kemancıyı kolundan tutup sıradan bir metro istasyonuna götürür. Geçer şöyle bir kenara olan biteni seyreder ve not alır. Kemancı, Bach’dan parçalar çalar. Önünden 1097 kişi geçer, sadece yedi kişi duraklar, duraklayanlar da birer ikişer dakika dinleyip, gider. 45 dakikalık konserin sonunda bahşiş için açtığı mendili toplar, üç-beş cent’lerle 32 dolar birikmiş olduğunu görür. Tutar tekrar kemancıyı kolundan taksiye bindirir, Washington’un en ünlü konser salonuna götürür. Biletlerin en ucuzu 100 dolardır ve salon tıklım tıklımdır. Çünkü o kemancı Grammy ödüllü Joshua Bell’dir. Kemanı da 300 senelik, 3,5 milyon değerinde Stradivarius’tur.

İmaj bir şeyin ne olduğu değil, nasıl sunulduğudur. Gazeteci Gene Weingarten bu sosyal deneyle Klasik müzik dinleyerek ne kadar zeki olduğunu düşünen topluma sana, neyi, ne kadar, nerede ve nasıl verirlerse, anca o kadar zekisin diyerek, Sosyolojik Pazarlama’nın maskesini düşürür.

Dönelim kendimize. Bursa ili Türkiye’nin en güzel, önemli ve değerli illerinden birisidir. Ancak ilimizin her türlü doğal, teknolojik ve insan kaynaklı afetlerin tehdidi altında bulunduğu hepimizin malumudur.

Hatırlayın Türkiye 2009 yılında 5902 sayılı AFAD yasasıyla “Kriz Yönetimi” nden “Risk Yönetimi” ne geçmiştir. Yani afetin dört evresi olan HAZIRLIK, ZARAR AZALTMA, MÜDAHALE ve İYİLEŞTİRME evrelerinin bir bütün halinde değerlendirilip, hayatımıza nüfuz etmesi planlanmıştır. Bunun en önemli ayağının da yerel idareler olduğu açıktır.

O tarihten bugüne hangi ilçemiz idaresi yetkili olduğu alanda ikamet eden insanlara karşı yerine getirmesi gereken bu sorumluluğunu, bu geçişi içselleştirip uyguladı? Belediyelerimizin bütünleşik afet yönetim sisteminin ilçemizde uygulanması ve toplumun afetlere karşı direncinin arttırılması adına ne gibi çalışmaları ve hazırlıkları oldu? Bu anlamdaki çalışmalar bizlere neden yansımamaktadır?

Biz, Bursa ilinde yaşayanlar, çeşitli afetlerin öncesinde sırasında ve sonrasında neler yapacağımızı biliyor muyuz? Bu anlamda koordinasyonumuz var mı? Afet ve Acil Durumlar koordinasyonu gerektirir ve ortak dil aynı lisan şarttır. Değişik örgütlenmelerin ve faaliyetlerin ortak bir hedef ve sistem içerisinde bütünleşme sürecini ifade eden koordinasyonu bu anlamda sağlayamamışsanız başımıza gelecek bir afeti nasıl bertaraf edeceksiniz? Yine KADER’e mi sığınacağız?

Kaldı ki bir toplumun gelişmişlik seviyesini afetlere karşı gösterdiği direnç belirliyor. Bursa da yaşayan halkın afetlere karşı direncini arttırmak adına, yerel idarelerimizin proje ve çalışmaları var mı? Ayrıca halka önderlik etmek, yeni yetişen nesle güvenli ortamlar bırakmak ve bir afette nasıl davranışlar sergileneceğiyle ilgili belediyeler olarak en son ne zaman tatbikat icra edildi?

Afet risklerinin azaltılması, tüm toplumun yükümlülüğü paylaşması ve ortaklığını gerektiriyor ise Bursa da yaşayan vatandaşın bundan neden haberim yok? Bazı ilçelerde yapılmış olan gösterişli afet yönetim binalarının işlevi nedir? Afete duyarlı yaşam kültürü kazandırmak için bu binaların vatandaşla teması var mıdır?

Sakın kimse planlarımız var, şu kadar kişiye eğitim verdik falan demesin. Bunların hepsinin kâğıt üzerinden, mevzuat gereği yürüdüğünü hepimiz biliyoruz. Ehliyet ve Liyakatli kadrolar yerine dost, ahbap- çavuş ilişkileriyle atadığınız idarecilerle afeti yönetebileceğinizi mi sanıyorsunuz?

Ben, nerede yaşarsam yaşayayım bu ülkenin bir ferdiyim. Yaşadığım Bursa ilinde, evimde, iş yerimde, sokağımda, binamda, çocuğumun okulunda, üniversitede ve kaldığı yurtta her türlü doğal ve teknolojik felakete, sabotaja, yangına ve diğer tehditler ile bir harp halinde düşman taarruzlarına karşı hayatımızın emniyette olmasını, maruz kalacağımız tehditleri, bu tehditlere karşı yapısal ve yapısal olmayan hangi tedbirlerin alındığını öğrenmek istiyorum.

Bizler, topraklarının %98’i afetlerin tehdidi altındaki bu ülkenin mahalle, köy veya şehirlerinde yaşayan fertleriyiz. Konutlarımızın hasar görse de yıkılmayacağından emin olmak istiyoruz. Afetten sonra; elektrik, su, kanalizasyon, doğalgaz, ulaşım ve haberleşme gibi altyapı hizmetlerini, kurtarma, söndürme, ambulans ve sağlık hizmetleri ile hasar tespiti, barınma, iaşe ve iyileştirme hizmetlerini hızlı ve etkin bir şekilde almak istiyoruz.

Gazeteci Gene Weingarten Klasik müzik dinleyerek ne kadar zeki olduğunu düşünen topluma sana, neyi, ne kadar, nerede ve nasıl verirlerse, ancak o kadar zekisin diyerek, Sosyolojik Pazarlama’nın maskesini düşürmüştü ya. Hah!, işte yerel idarelere bu açıdan son sorumu soruyorum.

Yukarıda yazdığım hususlarla ilgili bizi koruyacağınızı düşündüğümüz için sizi seçtik. Size inandık, güvendik. Sahi, gerçekten ve özden SAMİMİ MİSİNİZ? Yoksa sosyolojik pazarlama maskesini takmış, yapıyormuş gibi yapan, rolünü iyi oynayan bir yerel idaremiz mi var?

Velhasıl değerli okuyucu, olası bir afete hazır değiliz. Yerel idarelerimiz, iş adamları ve kurumları afete hazır değil. Kimsenin bu işlere kafa yormadığı, her şeyi merkezden beklediği, elini taşın altına koyacak bir yürütme sistemini kuramadığı, afetin sadece tek evresi olan arama kurtarmaya odaklandığı, vitrin olarak arama-kurtarma görüntüleriyle olayı geçiştirdiği, ne söylenirse onu yaparım anlayışıyla gözlerini merkeze dikerek beklediği ve bunun sonucunda da meydana gelen afetlerde çaresiz kaldıkları, liderlik yapamadıkları deneyimlenmiştir.

AFAD tarafından yayınlanan stratejik eylem planlarının yerel yönetimler tarafından benimsenmediği, yerel yönetimlerce, zarar azaltma konusunda kurumlar arasındaki iş birliği ve koordinasyonu eksiliğini ortadan kaldıracak, yara sarma yerine risk azaltma politikalarına öncelik verecek, yerel ölçeklerde yapılması gereken çalışmaların planlandığı bir afet yönetim sisteminin kurulmadığı, kurumsal yapılanmaya gidilmediği anlaşılmaktadır. Zira birçok yerde afet ve acil durum işleri ehliyetsiz ve liyakatsiz kişilerce yürütülmektedir. Yerel idarelerin uyguladığı ve benimsediği tek eylem planı da afeti AFAD’ a bırakmak gibi gözükmektedir. Slogan da “afetler takdiriilahî, devletimiz yaraları saracak güçtedir” şeklinde dillendirilip, köşesinde cilalanmış şekilde bekletilmektedir.

Ayrıca;

Afetler halkın gündeminde yoksa siyasetçinin de gündeminde olmuyor. Ancak afetler bizim gündemimize göre hareket etmiyor. Tecrübeyle sabittir ki afetler unutulduğu anda gelir. Yöre halkının ‘beni koru ve güvenli yaşamamı sağla!’ diye seçtiği siyasetçilerin, kendilerine emanet edilen can ve malları koruma yükümlülüğü vardır. Bu anlamda -halktan talep olmasa dahi- halkla iç içe ve birlikte hareket edilmesi zaruridir.

Afetlerin yerinden yönetilmesi en doğru olan anlayıştır. Bu yüzden yerel güçlendirilmiş, merkez koordinasyon makamı olmuştur. Ancak işin asıl sahibi olan yerel idarelerin bütüncül planlama anlayışından uzak oldukları, iş birliğinden ve standarttan uzak hareket ettikleri, alanında uzman personel istihdam etmedikleri, halkın da iştirak edeceği hiçbir eğitimsel ve tatbik temelli faaliyette bulunmadıkları, halka bu anlamda temas etmedikleri görülmektedir.

Merkezi idareyle birlikte sorumluluğu olan yerel yönetimlerin de yapı, imar ve yapı denetiminde kendilerine verilen yasal yetkileri kullanmadıkları, sorumluluklarını yerine getirmedikleri, mevzuat hükümlerini uygulama anlamında ihmalkâr davrandıkları yaşanılan afetler sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Bu ihmalin neticesinde de son yıllarda olağanüstü hızlanan kentleşme süreci tümüyle çarpık gelişti ve Türkiye her türlü afete karşı riskli bir alan haline geldi. Tabi ki bunların neden ve sonuçlarıyla ilgili uzun uzun yazılabilir. Ama iyi niyetli olarak değerlendirip konuya baktığımızda genel anlamda sistemle alakalı arızalar olduğunu da itiraf etmek gerekiyor diye düşünüyorum.

Size büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün hiç unutmadığım ve sizin de unutmamanızı istediğim şu sözüyle veda ediyorum.

“FELAKET BAŞA GELMEDEN EVVEL ÖNLEYİCİ TEDBİRLERİ DÜŞÜNMEK LAZIMDIR. SONRA DÖVÜNMENİN FAYDASI YOKTUR.”

Türk Vatandaşı Neden Kaçak Bina Yapar Çalıştayında görüşebilmek dileğiyle…

*

HÜSEYİN KANZA

reklam

YORUM YAP

reklam

DÖVİZ KURLARI

  • DolarDOLAR
    ALIŞSATIŞFARK
    43,879043,9636% -0.03
  • EuroEURO
    ALIŞSATIŞFARK
    51,854551,9959% -0.05
  • SterlinİNG. STERLİNİ
    ALIŞSATIŞFARK
    59,195059,3099% -0.15
  • FrangİSV. FRANGI
    ALIŞSATIŞFARK
    57,121957,1689% 0.78
  • Kanada DolarıKAN. DOLARI
    ALIŞSATIŞFARK
    32,194832,2256% 0.41
  • Çeyrek AltınÇEYREK ALTIN
    ALIŞSATIŞFARK
    11.895,8712.157,71% 0,00
  • Gram AltınGRAM ALTIN
    ALIŞSATIŞFARK
    7.434,927.435,91% 0,00
  • BitcoinBITCOIN
    FİYATDEĞİŞİM
    65.523,96-1.532
reklam

DÖVİZ ÇEVİRİCİ

  • Satış
    Alış