


“Şimdiki aklım olsaydı” diye başlayan çok cümle duydum. Eminim ki siz de duymuşsunuzdur. Hatta bazı olayların sonrasında tekrar eder dururuz bu cümleyi. Şimdiki aklım olsaydı şöyle yapar, şöyle söyler veya böyle olurdum gibi…Fark ettiniz mi bilmiyorum, hiçbir pişmanlık para ile değil, ruhla ilgilidir. Ama hangi ruh?
Sistemi kuranların, kontrol etmeyi sevenlerin kurguladığı ve ruhsuz robotlara benzememizi isteyenlerin devamını istediği adi sistem sahiplerinin çaldığı ruh. Nasıl mı çaldılar? Tabi ki sistem sahiplerinin sahip olduğu en güçlü silahla, yani maddeyle…
Bu adi sistem, bizi iştahı hiç kapanmayan obur tüketici haline getirerek, materyal peşinden koşan zombilere çevirmiş durumda. Maddeyi amaç edinen, peşinden koşan, daha çok para, araba, altın, ev ile makam-mevki isteyen bizlerin beslendiği tek adres haline gelmiştir materyalizm.
Ama insanlar, maddeyle mutlu olmuyor. İnsanların mutlu olması için madde gerekmiyor veya yetmiyor. Çünkü insan, diğer canlılardan farklı olarak manevi olana ihtiyaç duyuyor. İyi olan her şeye, güzele, amaca ve derinlik hissinin tatminine ihtiyaç duyuyor.
İçinde bulunduğumuz çember bizi öylesine sarmalamış, bağlamış ve esir etmiş ki! Beynimiz öyle yıkanmış ve temizlenmiş ki! Neye ihtiyacımız olduğunu bilemeden, içimizdeki boşluğu ve tatminsizliği önümüze konan türlü maddeyle doldurmaya çalışıyoruz. Ama hiçbir zaman eksikliğimiz tamamlanmıyor, mutsuzluğumuz kalıcı mutluluğa dönüşmüyor.
Kaldı ki sistemin bizden istediği her şeyi, hemen her gün eksiltmeden hatta çoğaltarak yapmaya devam ediyoruz. Her an yeni bir şey hayatımızda eksikliğini gösteriyor ve bu hedefe doğru koşar adım yürümeye devam ediyoruz. Duygularımızın içimizden fırlamak istediği her yere bir madde tıkıyoruz. Madde için çok çalışıyor, tüm zamanımızı veriyor ve bunun karşılığı mutlu olma ödülünü bekliyoruz. Ama nedense hiç verilmiyor bu ödül bize…
Vermez, vermeyecektir de… Çünkü maddi sistem, sen mutsuz olduğun sürece çalışır. Seni maddeyle kuşatıp, maddeye ve maddeyle koşturan sistemin mutsuzluğundan beslendiğini fark ettiğin anda bu çarkın dışına çıkmış olursun. Aksi durum mu? Filmin sonunda, kandırıldığını anlamanın verdiği şaşkın yüz ifadesiyle geçmişi anıp “şimdiki aklım olsaydı” der durursun…
Madde amaç değil, araçtır. Amacımız, insani olan duyguların tatmin noktasıysa eğer, bunun tek yolu vardır diye düşünüyorum. Mânâ temelli yaşamı benimseyip, maddeye de gerektiği önemi vererek yaşayalım. Madde yaşamımızı kolaylaştıran her şeydir. Ama bu her şeye verdiğimiz ve vereceğimiz anlam, mutluluk seviyemizin ve sürdürülebilir yaşamımızın şifrelerini oluşturacaktır.
Sistem çalışsın diye çalışıp çabalamayan, insan olmanın farkındalığını, duygu çemberinde yaşayabilen, mutluluğu içinde bulunduğu alemle ahenk içinde hareketle kendi içinde bulan tüm dostlara selam olsun diyor, afetsiz günler diliyorum…
*
HÜSEYİN KANZA





DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN