DOLAR44,8532% 0.21
EURO52,9621% 0.15
STERLIN60,8543% 0.26
FRANG57,5410% 0.71
ALTIN7.018,44% 1,83
BITCOIN77.759,644.071
reklam

ŞİDDETİN EĞİTİM HALKASI

Yayınlanma Tarihi : Google News
ŞİDDETİN EĞİTİM HALKASI
reklam

Dünya Sağlık Örgütüne göre şiddet; fiziksel ya da psikolojik gücün bireyin kendisine, başka birine, bir gruba ya da topluluğa karşı yöneltilen, büyük bir olasılıkla yaralama, ölüm, psikolojik zarar, gelişim bozukluğu ya da yoksun bırakmaya yol açarak eylemlerin bilinçli olarak gerçekleştirilmesi ya da bu eylemlerde bulunmakla tehdit edilmesi olarak tanımlanmaktadır.

Sosyal ve psikolojik bir sorun olan şiddetin çok geniş alanlarda hayatımızda yer aldığını biliyor, tecrübe ediyoruz. Ailede, kişilerarası ilişkilerde, sokakta, kamu veya özel kurum ve kuruluşlarda, ekranlarda, bilgisayar oyunlarında ve yazılı basında…

Kısacası her tarafımızdaki şiddetin en son halkaları; 14 Nisan 2026 günü Şanlıurfa ili Siverek ilçesindeki bir lisede 16 kişinin yaralandığı olay ile hemen bir gün sonra 15 Nisan 2026 tarihinde memleketim olan Kahramanmaraş’ da bir ortaokulda, biri öğretmen 9’ u öğrenci 10 kişinin hayatını kaybettiği saldırılar olarak zincire eklendi.

Okullar eğitim ve öğretim mekanıyken, son zamanlarda bu mekanlarda sergilenen şiddetin kök nedeni nedir ve sorumluları kimlerdir? Konunun tarafları; haber değeri taşıması nedeniyle basın, adli vaka olması nedeniyle emniyet ve ilaç tedavisi dahil psikolojik sorunlar için sağlık kuruluşları gibi gözüküyor. Ancak bu kurum ve kuruluşlar filmde rol almalarına rağmen “esas oğlan” değildirler!

Yaşadığımız bu iki olay resimdir ve bu resim farklı mekân ve zamanlarda çekilmiş, önümüze konmuş ve toplumda büyük bir infiale neden olmuştur. Çekilen bu resmin bize yansıyan görüntüsünün arka planında neler var? Bu görüntü tabi ki tesadüf değildir ve bu resim sessiz sedasız çekilmiş olamaz! Bu resmin çekilmesine, çekilmesi için dekorun hazırlanmasına ve aktörlerin orada bulunmasına sebep olan, ya da ihmali bulunanlar kimlerdir?

Cadı avına çıkmadık ve kimsenin de peşinde değiliz! Ama toplum olarak önümüze konan bu resmin arka planını gerçekten merak ediyoruz. Ama bu merakımızın da bir süresi vardır ki bu süre yaklaşık üç-beş gündür. Sonra her şey normale döner, hayat kendi akışına bizi tekrar çeker ve unutur gideriz.

Uzatmadan söyleyelim ki sorumlular, bu alanda yetki sahibi olan kurum ve bu kuruluşların temsilcileri yani görevli olan kişileridir. Biliyoruz ki yetki aynı zamanda sorumluluğu da getirir. Peki, yetkililer yani sorumluluk sahipleri neyi yaptı ya da yapmadı da böyle bir tabloyla karşı karşıya kaldık!

Hazır bu konu konuşuluyor ve gündemdeyken naçizane fikrimi de beyan etmek isterim.  Ben, bu filmin esas oğlanının “Milli Eğitim” camiası yani eğitimciler olduğunu düşünüyorum. Elbette konunun birçok boyutu ve aktörü bulunmaktadır. Ama görev alanı itibariyle yetkili ve sorumlu kuruluşumuz ve sorumlularımız bellidir ve en azından bu mekanların güvenliğini sağlamakla görevlidirler. Nihayetinde bu toplumun “milli” olan yegâne değerlerinden birisidir eğitim.

Konunun önemli taraflarından birisi de doğal olarak toplum ve toplumu oluşturan en önemli çekirdek diye tarif ettiğimiz ailedir!

Bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür” sözünü duydunuz mu bilmiyorum. Bu söz, bir sistemin toplam gücünün, içerisindeki en zayıf veya en kusurlu bileşenin kapasitesiyle sınırlı olduğunu ifade eder. Diğer parçalar ne kadar sağlam olursa olsun, tek bir zayıf nokta sistemin kırılmasına veya başarısız olmasına neden olur ki burada yaşanan da tam olarak budur.

Medyadan yansıyan haberler ve görüntülerden, faillerin psikolojik sorunlu bireyler olduğu anlaşılmaktadır. Peki, çocuk diye tarif ettiğimiz bu failler uzaydan mı geldi? Süreç içerisinde hiç mi fark edilmedi bu insanların psikolojik durumlarının normal olmadığı? Okul psikolojik danışmanları, eğitim psikologları, rehber öğretmenler, idareciler ile veliler bu sırada neredeydiler ve ne işle meşguldüler? Samimi olarak söylüyorum ki herkes biliyordu!

Öyleyse; bu insanların tespit edilmesi, bunlara müdahale edilmesi ve bu gibi sonuçları olacak olay öncesinden önlem alıcı tedbirleri uygulaması ile hayata geçirmesi gereken görevliler, görevlerini neden yapmamışlardır!? Ya da yapamamışlardır!?

Bir eğitimci bilir ki; bir bebekten bir katil yaratan süreci sorgulamadan sorunun kaynağını tespit edemezsiniz! Bu süreci sorgulaması ve gerekli önlemleri alması, hazırlık yapması gereken sizce kimlerdir?

Tabi ki konuyla ilgili herkes bir beyanda bulunabilir. Herkes çanağı kadarını alır ve zihni kadarını söyler. Ancak okuldaki şiddet yanlısı çocukların sorunlarına asayiş veya sağlık sorunu olarak bakan uzman ya da siyasetçi zihniyeti ne kadar isabetlidir? Kaldı ki şunu samimiyetle belirtmek zorundayım ki eğitimcilerin mesleki rollerinin gereğini hakkıyla icra edebildiklerini düşünmüyorum. Bunun kişisel ve kurumsal daha geniş anlamda ise sistemsel sebepleri vardır. Bazen birçok şeyi hissederiz, biliriz ama kendimize dahi itiraf edemeyiz. İçinde bulunduğumuz toplumsal ve kurumsal aidiyetin bizden istediğini icra eder, rolümüzü oynar kenara çekiliriz. Dürüst ve samimi olamayız. Çünkü zarar göreceğimizi düşünürüz.

Okullarda şiddetin önlenmesi adına fiziki güvenlik tedbirleri arttırılabilir. Ama sorunun bu kadar basit olduğunu düşünmüyorum. Kale, içten fethedilir. Amacımız sorunu okul kapısı ve duvarlarının dışında tutmak değildir. Güvenli ortamların, yaşam alanlarımızın her yerinde ve her boyutunda sağlanması gerekiyor. Bataklığı kurutmadığınız müddetçe sinekleri bitiremezsiniz. Pansuman tedbirlerle sadece geçici çözümler bulunur ki burada amaç zincirin tüm halkalarının sağlam olmasıdır.

Reyting amaçlı yayın yapan televizyonlar (diziler, filmler, gündüz kuşağı programları vb.), basındaki haberler, mafya ve madde temelli yaşamın parlatılması, eğitim sisteminin değerler üzerine kurgulanıp icra edilmemesi, yeni kuşağın rol modellerinin toplum yapısını bozucu modellerden seçilmesi gibi toplumdaki ahlaki çürümeyi hızlandırıcı halkalara, her gün bir yenisi eklenmektedir.

Dolayısıyla toplumdaki bu ahlaki çürüme şiddeti beraberinde getirir. Ve şiddet polisiye tedbirlerle önlenecek bir olgu değildir. Kaldı ki eğitim camiasındaki şiddetin esas nedeni de yine bu camianın var oluş amacının işlememesiyle ilgilidir. Yani değerler eğitimini esas almadığınız bir sistemde toplumsal sorunlar farklı alan ve modellerde toplum yaşamına olumsuz yansıyacaktır!

Niccolò Machiavelli insan kalabalıklarını yığın ve toplum diye ikiye ayırır. Sorgulamayan, otoriteye itaatkâr ve uyumlu davranan, çelişkilerini başkalarına yansıtarak kurnazlık yapan, güce hayranlık zayıfa ise öfkeli olan bilinçsiz kalabalıklara “yığın” der. Toplumu ise birlikte hareket eden bireylerin oluşturduğu, düşünen, sorgulayan, aktif ve bilinçli bir ortaklık olarak tanımlar. Yani, aynı insanlar, düşünmeden hareket ettiğinde “yığın”, bilinçle hareket ettiğinde “toplum” olur.

Bu anekdotu şu nedenle buraya aldım. İnsan yığınları büyük hırsıza, yalancıya tepki göstermiyor. Hatta bu özelliklere sahip kişilere sempati besliyor. Ama yoksula kızıyor. Aslında kızdığı yoksulun yoksulluğu değil, aptallığı oluyor.

Bu yazıya iki soru sorarak son veriyorum.

Sizce okullarda işlenen bu şiddet olaylarında kim büyük hırsız, kim yoksul?

Ve bizim toplumumuz hakikat zinciriyle kendisini güvene almış bir toplum mudur yoksa sadece kuru bir kalabalık, yani yığın mıdır?

Korunmak için tutunduğunuz zincir halkalarının sağlam olacağı yarınlar temennisi ve afetsiz günler dileğiyle…

*

HÜSEYİN KANZA

reklam

YORUM YAP

reklam

DÖVİZ KURLARI

  • DolarDOLAR
    ALIŞSATIŞFARK
    44,838744,8532% 0.21
  • EuroEURO
    ALIŞSATIŞFARK
    52,929652,9621% 0.15
  • SterlinİNG. STERLİNİ
    ALIŞSATIŞFARK
    60,796760,8543% 0.26
  • FrangİSV. FRANGI
    ALIŞSATIŞFARK
    57,500357,5410% 0.71
  • Kanada DolarıKAN. DOLARI
    ALIŞSATIŞFARK
    32,798032,8167% 0.45
  • Çeyrek AltınÇEYREK ALTIN
    ALIŞSATIŞFARK
    11.228,1511.475,16% 1,83
  • Gram AltınGRAM ALTIN
    ALIŞSATIŞFARK
    7.017,597.018,44% 1,83
  • BitcoinBITCOIN
    FİYATDEĞİŞİM
    77.759,644.071
reklam

DÖVİZ ÇEVİRİCİ

  • Satış
    Alış