DOLAR47,3880% 0.07
EURO53,9040% 0.07
STERLIN63,0598% 0.15
FRANG57,8396% 0.06
ALTIN6.169,29% -0,59
BITCOIN63.538,01-2.828
reklam

İSLAMİYET VE DEVLET YÖNETİMİ

Yayınlanma Tarihi : Google News
İSLAMİYET VE DEVLET YÖNETİMİ
reklam

Amerika’da 1958 yılında Mississippi Üniversitesi’ne öğrenci olmak için başvuran Clennon King adındaki siyahi bir öğrenci yargılanmış ve mahkeme kararıyla akıl hastanesine kapatılmıştı. Bu kararı veren yargıç, bir siyahinin Mississippi Üniversitesi’ne kabul edileceğini düşünmesinin çılgınlık olduğuna hükmetmiş ve bu cüreti acımasızca cezalandırmıştı.

Devletlerin hayatında çok kısa sayılacak bir süre sonra; Barack Hussein Obama isimli bir siyahı Amerikalılar 44. Başkanları olarak seçmiş ve bu siyahi 20 Ocak 2009 tarihinde bu görevi George W. Bush’tan devralarak Amerika’yı iki dönem, yani 8 yıl yönetmişti.

Biraz daha eskiye gidelim isterseniz. 3.000 yıl Güneş’ e tapan Mısır’lılar bugün Allah’a tapınıyorlar.

Yunanlılar Zeus’ a, İskandinavlar Odin’e taptı. Bugün İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğuna inanıyorlar.

Yunanistan’da Poseidon denizlerin tanrısıyken, Anadolu’da Kibele bereket tanrıçasıydı. Çünkü Yunanistan denizle iç içeyken, Anadolu bozkır, toprak anaydı. İnsanın tanrısı da bulunduğu coğrafyanın şartlarına göre değişebiliyordu.

Türkler Gök Tengri’ ye inanırken, Hindistan da inek kutsal sayıldı.

Geçmişte olduğu üzere bugün de birçok insan bir Tanrı olmadığını düşünmektedir.

Yani sevgili dostlar, sözün kısası insanlık tarihi hayal kırıklıklarıyla doludur. Zaten insanlar hayalleri hep kırılması için kurmuştur da diyebiliriz.

Bu kısa örneklerden sonra gelelim bugünkü işaret etmek istediğimiz hususa…

İslamiyet kamu yararını esas alan bir dini anlayıştır. O yüzden Kuran ihtiyacından fazlasını infak edeceksin yani vereceksin diyor. Çünkü İslamiyet servet biriktirmeyi kabul etmez ve artı ürünün kullanma hakkını Allah adına devlete verir.

İlk etapta ihtiyaçtan fazlasına infak edeceksin prensibi menfaatine düşkün bazı çevrelerin işine gelmedi ve Hz. Muhammed (s.a.v.) öldükten sonra infak ve zekât kuralına uymadılar. Bu gelirler olmayınca devlet hizmetlerinde aksama yaşandı ve ilk halife Hz. Ebubekir kuralı uygulamak üzere Ordu kurdu ve irtidat savaşları başladı.

Bu gibi durumları önlemek amacıyla Devlet dini olarak inen İslamiyet kamu yönetimiyle alakalı beş (5) şart getirmişti.

1-Adalet,

2-Emanet,

3-Ehliyet,

4-Maslahat,

5-Meşveret.

Şimdi bu şartların içeriklerine kısaca bir göz atalım.

1-Adalet kamu yönetiminin temel direği olarak belirlenmiş ve devlet yönetiminde birinci şart olarak kabul edilmişti. Adil olmayan görevli cezalandırılır bir daha görev verilmezdi. Irk, inanç, statü veya akrabalık bağlarına bakılmaksızın herkesin kanun önünde eşit olması ile hak sahibine hakkının eksiksiz teslim edilmesini şart koşar ve yönetimin meşruiyeti adalete dayanırdı.

2-Emanet ise kamu mallarının emanet edildiği kişilerin sadakatleriyle ilgili durumdur. Bu sadakate riayet etmeyen kamu görevlileri hain sayılmışlardır. Yönetimin teslim edildiği makam sahipleri, makamlarından aldıkları güçle kişisel kazanç elde etmeyecek, makamı güç devşirme aracı olarak kullanarak kamu kaynaklarını heba etmeyecektir. Bu makamı bir “emanet” olarak görecek, koruyacak ve hesabını vermekle yükümlü olduğunu bilecektir.

3-Ehliyet, kamu görevi alanında uzman ve ehli olan kişilere verilirdi. Göreve ehil olmayan kişilerin kamu görevine talip olmaları söz konusu dahi olmaz, hısım-akrabalık ve torpil devlet idaresinde geçerli akçe sayılmazdı. Görevler liyakat ve kariyer sahibi insanlara teslim edilir, işi yapabilme becerisine, bilgisine ve ahlakına (liyakat) bakılırdı. Dolayısıyla kamu düzeninin işin ehline verilmemesinden kaynaklı bozulacağı kabul edilirdi.

4-Maslahat, kamu yararı demektir. Devlet, kişi ya da bir grubun değil, kamunun yararını gözetmek zorundadır. Kamu görevlileri bu prensibin dışına çıkamaz, kendi çıkarı veya başka şahısların çıkarlarına yönelik olarak devlet imkanlarını kullandıramazlardı. Kamuyu ilgilendiren tüm kararlarda, çıkartılan mevzuat ve uygulamalarda bireylerin değil toplumun genel huzuru ve güvenliği ile refahı gözetilirdi.

5-Meşveret, istişare etmek, danışmak demektir. Devlet hizmetleri “danışmalar” yoluyla belirlenip, yerine getirilmekteydi. Kişilerin inisiyatifleri söz konusu değildi. Modern anlamda katılımcı yönetim ve şeffaflık ilkelerinin tarihsel temelini oluşturan bu yöntem; idare edenlerin ortak aklı kullanmasını, kişisel yönetim ve karar almadan kaçınmasını, kamuyla ilgili kararları konunun uzmanlarıyla ya da halkın temsilcilerine danışarak almasını isterdi.

İnsan, hep hayal kurarak bugüne geldi. Hayalleri kırılsa da hayal etmekten vaz geçmedi. İyiyi, güzeli ve adil olanı hayal etti. Bu hayallerin hayata geçmesi için gerekli bedelleri ödedi. Ve halen ödemeye devam ediyor.

Peki, bugün devlet görevlerinde uyulması gereken bu beş (5) şartın yerini ne almıştır? Ve biz bu beş (5) şarttan vaz geçerken kırılan hayallerimizin yerine neyi koyacak, umutlarımızı kime ve neden teslim edeceğiz?

Sorusuyla yazıyı sonlandırıyor, sevgi ve saygılarımı sunuyor, afetsiz günler diliyorum…

*

HÜSEYİN KANZA

reklam

YORUM YAP