DOLAR44,7556% 0.05
EURO52,7914% -0.01
STERLIN60,7222% 0
FRANG57,2546% -0.06
ALTIN6.947,66% -0,20
BITCOIN74.084,65-1.806
reklam

DEPREMİ TAHMİN EDEBİLİRİZ…!

Yayınlanma Tarihi : Google News
DEPREMİ TAHMİN EDEBİLİRİZ…!
reklam

11 Mart 2011 saat: 14:46’ da Japonya’da ülke tarihinin en büyük depremi meydana geldi. 1995 yılında meydana gelen Kobe depreminden 30 kat daha büyük olan bu sarsıntının büyüklüğü 9.1 Mw olarak ölçüldü.

O kadar güçlü bir depremdi ki dünyanın ekseni 16 santimetre kaydı ve Honshu adası 2,4 metre yer değiştirdi. Bu hareket başka bir afeti tetikledi ve bir ada ülkesi olan Japonya’ yı resmen su bastı. Meydana gelen tsunami (liman dalgası) Miyagi bölgesinde 40 metreye ulaştı ve karada 10 km. ilerledi. İlerlediği alanları sildi-süpürdü ve resmi kayıtlara göre 19.759 kişi hayatını kaybetti. Yaklaşık 2.500 kişi ise bulunamadı.

Japonya bununla da kurtulamadı ve  Fukushima Daiichi Nükleer Santrali 15 metrelik dalgalara teslim oldu. Oysa tsunami duvarı vardı ama tasarım sınırı 5,7 metreydi. Dizel jeneratörler su altında kaldığı için soğutma sistemi devre dışı kaldı ve reaktörlerde çekirdek erimesi yaşandı. Patlamalar art arda geldi ve atmosfere büyük miktarda radyoaktif madde yayıldı.

Bu felaketin ekonomik bedeli 235 milyar doları buldu ve insanlık tarihindeki en pahalı doğal afet olarak kayıtlara geçti.

Bu felakette 129 binden fazla bina tamamen yıkılırken yüz binlercesi hasar gördü. Fukushima bölgesinde temizlik sürecinin 40 yıl süreceği tahmin edilirken bazı yerleşimlerin kapalı kalacağı açıklandı.

Biliyoruz ki Japonlar afetlere karşı hazırlıklı ve bütünleşik afet yönetim sistemini hayata geçirmiş bir toplumdur. Bu nedenle bize de olduğu gibi dünyada birçok ülkeye bu açıdan rol model olmuştur. Güvenlik kültürlü afet temelli yaşam anlayışları nedeniyle oluşturdukları afete dirençli kentlerini deprem yıkmadı. Ancak beklediklerinden yüksek gelen tsunami dalgaları karşısında çaresiz kaldılar. Ve şimdi tahmin ediyorum ki yaşadıkları bu acı tecrübeyi göz önünde bulundurarak hazırlık ve zarar azaltma önlemlerini gözden geçiriyorlardır. 

Tabi ki bu felaketin istatistiklerini tekrar hatırlatmak için kaleme almıyorum bu yazıyı. Yukarıda yazdığım bilgiler kayıtlarda mevcut ancak kayıtlara girmeyen bir detayı hatırlatmak istiyorum.

Depremden 12 gün önce bir Japon jeofizikçi, Katsudzi Watanabe, Sendai Körfezi üzerinde gökyüzünde anormal parlamalar kaydettiğini duyurdu. Büyük depremden iki gün önce yani 9 Mart’ ta 7.2 Mw büyüklüğünde bir öncü sarsıntı oldu. Aslında bu sarsıntı bir uyarı olarak değerlendirilip tahliye yapılabilirdi. Ancak nedendir bilinmez beklendi ve bunun faturası bayağı büyük oldu.

Değerli okur; ben, bu olayı şu amaçla anlattım. İçinde yaşadığımız ve üyesi olduğumuz doğa canlı ve bizim gibi yaşıyor, hareket ediyor. Bu yaşamının bir takım iz, emare veya belirtileri fiziki olarak bizlere yansıyor. Bunların detayına girmeyeceğim ama doğa bize fısıldıyor. Bu sesi çoğunlukla duymuyoruz. Sonuç ortaya çıktığında, felaketin boyutunu, bize olumsuz yansımalarını konuşurken bu olaylara sadece kendi zaviyemizden bakıyor ve değerlendiriyoruz. Ve sadece kendi sesimizi duyuyoruz. Doğanın sesine kulak vermiyoruz. Oysa bilimsel bulgular gösteriyor ki üzerinde yaşadığımız arz kabuğunun her hareketi diğer canlılar tarafından bir türlü hissediliyor.

Dünyada 500 bin tür bitki çeşidi bunun bir katı kadar da canlı türü mevcutmuş. Ve bu canlılık birbiriyle iç içe kendi mecralarında yaşamlarını ve devinimlerini devam ettiriyorlar. Birbirine bağımlı ve uyumlu bu hareketliliğin mutlaka bize yansıyacak bir dili olmalıdır. Yeryüzünde daha önce meydana gelmiş yer hareketlerinin tarihsel zaman aralıklarının yanında doğanın farklı dilleri de mevcuttur. Bu dil bazen karıncalardan, bazen evcil hayvanlarımızdan bazen de bulut hareketleri örneğinde olduğu üzere doğa kaynaklı fenomenlerden bizlere yansıyabilir.

Bütün bu bilimsel bulgulara ufkumuzu açıp yönümüzü dönmeli, afetlerin bize olumsuz yansımalarını en aza indirme adına bilimsel bulgulara öncelik vermeli ve afet temelli yaşamı örüntülemek adına hazırlıklı olmalıyız. Rehberimiz tabi ki bilimsel çalışmalar olmalıdır. Bilim adamlarının sesine kulaklarımızı açmalı, aynı lisanı kullanmalı, bu gibi durum ve zamanlarda koordine olabilmek için aynı dili konuşmalıyız.

Japonya örneğinde olduğu üzere ülkemizde de doğayı inceleyen, bize çok büyük maddi ve manevi kayıp veren yer hareketlerini çeşitli yöntemlerle araştıran bilim insanlarımız mevcuttur. Afet yönetimindeki resmi otoriteler bu alandaki çalışmalara maddi ve manevi destek olmalı, bilim insanları cesaretlendirilmelidir.

Kafayı kuma gömerek bir sonraki afeti beklemek, kaderci anlayışla sorumluluğu yaratıcıya havale etmek dürüst, samimi ve bu anlamda etik olmayan tutumlardır. Vatanını seven görevini en iyi yapandır diyor, yetkilileri bu anlamda bilimsel çalışmalara kulak vermeye ve gerçek vatansever olmaya davet ediyorum.

Afetsiz günler dileğiyle…  

*

HÜSEYİN KANZA

reklam

YORUM YAP

reklam

DÖVİZ KURLARI

  • DolarDOLAR
    ALIŞSATIŞFARK
    44,745244,7556% 0.05
  • EuroEURO
    ALIŞSATIŞFARK
    52,781752,7914% -0.01
  • SterlinİNG. STERLİNİ
    ALIŞSATIŞFARK
    60,704060,7222% 0
  • FrangİSV. FRANGI
    ALIŞSATIŞFARK
    57,218057,2546% -0.06
  • Kanada DolarıKAN. DOLARI
    ALIŞSATIŞFARK
    32,506032,5237% 0.09
  • Çeyrek AltınÇEYREK ALTIN
    ALIŞSATIŞFARK
    11.114,8111.359,43% -0,20
  • Gram AltınGRAM ALTIN
    ALIŞSATIŞFARK
    6.946,766.947,66% -0,20
  • BitcoinBITCOIN
    FİYATDEĞİŞİM
    74.084,65-1.806
reklam

DÖVİZ ÇEVİRİCİ

  • Satış
    Alış